Page 72 - Bİ MAGAZİN HAZİRAN 2026
P. 72

72



           SİNAN SOYSAL




          AKLIMDAKI ŞU: DÜNYADAKI TÜM REKLAM

          KÜTÜPHANELERINI TARAYAN, BAŞARILI
          REKLAMLARIN ORTAK KREATIF KALIPLARINI

          YAKALAYAN; BUNU REKLAM METNI
          YAZMA TEKNIKLERI VE DAVRANIŞ BILIMIYLE

          HARMANLAYAN; SONRA BU ÇERÇEVEYLE YAPAY
          ZEKÂ DESTEKLI ÜRETIM YAPAN BIR SISTEM.





          “Hayır” demek benim için en pahalı ama en doğru karar oldu.

          Hook Digital’i diğer ajanslardan ayıran en büyük fark sizce ne?
          Çoğu ajans şu soruyla başlar: “Hangi mecrada, kime, ne kadar bütçeyle?” Biz önce başka
          bir  soru  soruyoruz:  “Bu  markanın  müşterisi  karar  verirken  kafasında  ne  oluyor?”  Yani
          başlangıç noktamız medya planı değil, karar mimarisi. Performans, SEO, AI destekli üretim,
          entegrasyon — bunlar bizde araç. Asıl iş, insanın kararını verirken durduğu yeri görmek.
          Bunu gören az sayıda ajans var Türkiye’de.
          Bir markayla çalışmaya başlamadan önce ilk baktığınız şey ne oluyor?

          İki şeye bakıyorum. Birincisi: markanın net bir konumlandırması var mı? Yani “biz neyiz,
          neyi temsil ediyoruz, hangi alanda akla geliyoruz?” sorularına net cevapları var mı? Bu
          cevaplar bulanıksa kreatif de bulanık çıkar, performans da. İkincisi: marka kendi müşterisini
          ne kadar tanıyor? Brief’te “hedef kitlemiz 25-45 yaş, AB, kentli, modern kadın” gibi cümleler
          görüyorsam içimden bir alarm çalar — bu hedef kitle değil, nüfus tanımı. Müşterinin karar
          verirken takıldığı yeri biliyor musun? Biliyorsan iş çok hızlı ilerliyor. Bilmiyorsan, ilk işimiz
          onu birlikte keşfetmek oluyor. Konumlandırma + müşteri içgörüsü; bu ikisi netse her şey
          kuruluyor.

          Sizce günümüzde markaların dijitalde yaptığı en büyük hata nedir?
          Yeterli gösterim ve erişime ulaşmadan “bilinirlik sağladım” sanmaları. Markalar bilinirlik
          kampanyası  yapıyor,  kısa  süre  sonra  “biz  bu  işi  hallettik,  talep  gelmiyor  neden?”  diye
          soruyor. Halbuki zihin payı yaratmak — yani tüketicinin kafasında bir kategori söylendiğinde
          markanın akla gelmesini sağlamak — sanılandan çok daha zor ve çok daha pahalı bir iş.
          Tek seferlik gösterimle olmuyor; tutarlı, uzun soluklu, doğru frekansta bir varlık göstermek
          gerekiyor. Talep zihin payının çıktısıdır. Markalar bu sırayı atlıyor; zihin payı kurmadan
          talep oluşmasını bekliyorlar, sonra “dijital işe yaramıyor” diye sektöre kızıyorlar.

          Türkiye’de reklam verenlerin dijital dünyaya bakışı sizce yeterince gelişti mi?
          Olgunlaştı ama önemli bir eksik var. 7-8 yıl önce “dijitale ne kadar bütçe ayıralım” tartışılırdı;
          bugün herkes dijitalde. Ama Türkiye’deki çoğu marka dijitali hâlâ sadece bir performans
          kanalı olarak görüyor — yani anlık satış, anlık dönüşüm, anlık ROAS.




        HAZİRAN 2026                                                                                                                                                                                                         HAZİRAN 2026
   67   68   69   70   71   72   73   74   75   76   77