Page 76 - Bİ MAGAZİN HAZİRAN 2026
P. 76

76




             Başarılı olmak isteyen genç girişimcilere vereceğiniz ilk tavsiye ne olurdu?

             “Hızlı başarı” anlatısına inanmasınlar. Sosyal medyada gördükleri başarı hikâyelerinin %90’ı ya eksik anlatılıyor ya da zaten doğru
             değil. Gerçek girişimcilik yıllara yayılan, çoğu zaman sıkıcı bir süreç. Bir tavsiyem olacaksa: az şey öğrenip çok konuşmak yerine, çok
             şey öğrenip az konuşsunlar. Geriye kalan iş kendiliğinden geliyor.

             Yoğun ajans temposunda sosyal hayatı dengelemek zor oluyor mu?
             Zor,  ama  yapılabilir.  Benim  için  hem  denge  hem  ritim  birlikte  çalışıyor  —  biri  olmadan  diğeri  eksik  kalıyor.  Denge,  hayatın  farklı
             alanlarına (iş, aile, kendine ayırdığın zaman, dostlar) hak ettikleri yeri vermek demek; ritim ise bunların ne zaman ön plana geçeceğini
             bilmek demek. Bazı dönemler işe daha çok yer açıyorsun, bazı dönemler kendine. Önemli olan bu geçişleri bilinçli yapmak, savrulmadan.
             Bunu erken öğrendiğim için kendimi şanslı sayıyorum.

             İş dışında sizi en çok besleyen şey nedir?
             Yürümek.  Kulağa  sıradan  geliyor  olabilir  ama  benim  için  bir  tür  düşünme  aracı.  Yeni  bir  fikir  ararken  de  yürüyorum,  stresi  atmak
             istediğimde de. Carl Gustav Jung’un çok sevdiğim bir sözü vardır: “İçeri bakan uyanır, dışarı bakan rüya görür.” Yürümek benim için tam
             olarak bu — dışarıda olmanın içerideki dikkatle birleştiği nadir hallerden biri.

             Günlük hayatınızda yaratıcılığı artırmak için özel rutinleriniz var mı?
             En önemli rutinim yürümek. Ama önce yaratıcılığa nasıl baktığımı söyleyeyim, çünkü bu rutinin neden işe yaradığını açıklıyor.

             Reklam metni yazımı eğitiminde Celil Öker’in öğrettiği çok önemli bir prensip vardı: yaratıcılık aslında bir “üretme” eylemi değil, var olan
             iki şey arasında daha önce kurulmamış bir bağlantı kurma eylemidir. Yani yoktan var etmiyorsun; iki noktayı birbirine bağlıyorsun. Yıllar
             geçtikçe bu cümlenin ne kadar doğru olduğunu daha iyi anladım.

             Bu bağlantılar da masada otururken kurulmuyor; beyin biraz başka bir şeyle meşgulken kuruluyor. Yürüyüş tam olarak bu yüzden çalışıyor.
             Dışarıda gözlerin çalışırken, içeride başka bir mekanizma harekete geçiyor. En iyi fikirlerimin neredeyse hepsi yürürken geldi.

             Sosyal medyada sizi en çok ne rahatsız ediyor?
             Linç kültürü, yalan bilginin yayılma hızı ve itibar suikastleri. Bir kişinin emek vererek inşa ettiği şeyin, doğrulanmamış bir iddiayla bir
             gecede  yıkılabildiğini  görmek  beni  rahatsız  ediyor.  Üstelik  sosyal  medyanın  yapısı  bunu  ödüllendiriyor  —  öfke  daha  çok  etkileşim
             getiriyor. Burada hem teknolojik, hem ahlaki bir problem var.
             Başarı sizin için bugün ne ifade ediyor?

             Tek kelimeyle: fayda sağlamak. Eskiden başarıyı “çok şey yapmak” sanıyordum, şimdi “doğru şeyi yapmak” olarak görüyorum. Müşteriye
             değer kattığında, ekipteki insanların kariyerine bir şey kattığında, kendi öğrenme eğrini büyüttüğünde — başarı bu. Geri kalanı detay.

             Şu an hayalini kurduğunuz ama henüz gerçekleştirmediğiniz en büyük proje ne?
             AI destekli bir kreatif üretim platformu. Aklımdaki şu: dünyadaki tüm reklam kütüphanelerini tarayan, başarılı reklamların ortak kreatif
             kalıplarını  yakalayan;  bunu  reklam  metni  yazma  teknikleri  ve  davranış  bilimiyle  harmanlayan;  sonra  bu  çerçeveyle  yapay  zekâ
             destekli üretim yapan bir sistem. Özellikle Meta, TikTok ve Pinterest gibi mecralarda kreatif tek başına en kritik değişken. Bu değişkeni
             hızlandırabilen ekipler kazanacak. Bu proje bence Hook’un bir sonraki evresi.

             Eğer bugün sıfırdan başlıyor olsaydınız yine bu sektörü seçer miydiniz?
             Seçerdim. Çünkü beni bu sektöre çeken şey reklamın kendisi değildi, insan davranışını izleyebildiğim bir alan olmasıydı. Bu alan bugün
             hâlâ — hatta AI ile birlikte daha da fazla — bunu sunuyor. Sektör değişebilir, ben aynı şeyi başka bir biçimde yapardım.
             Dijital dünyanın geleceği sizi heyecanlandırıyor mu yoksa korkutuyor mu?

             İkisi birden. Heyecanlandırıyor, çünkü ömrümde göreceğim en hızlı dönüşüm bu olacak. Korkutuyor, çünkü insanın bu dönüşüme uyum
             kapasitesi sınırlı. Teknoloji üstel hızda ilerliyor, insan psikolojisi doğrusal hızda. Bu makasın açılması bana sorunlar getirecek gibi geliyor.
             Ama panik yapanlardan değilim; sadece dikkatli izliyorum.



        HAZİRAN 2026                                                                                                                                                                                                         HAZİRAN 2026
   71   72   73   74   75   76   77   78   79   80   81