Page 68 - Bİ MAGAZIN MART 2026
P. 68
68
AYDIN
Iç mimarlığı yalnızca estetik bir müdahale olarak değil, bir “Yaşam Hissi” yaratma sanatı olarak
tanımlayan genç iç mimar Anıl Aydın, mekânlarla duygusal bir bağ kuruyor. Ona göre tasarım;
trendleri takip etmekten çok, insanı anlamakla başlıyor. Sohbet ederek, dinleyerek ve yaşam tarzını
çözümleyerek ilerleyen tasarım süreci; fonksiyon, denge ve ışıkla tamamlanıyor. Bu röportajda Aydın’la
iç mimarlığın psikolojisini, lüksün gerçek tanımını ve geleceğe dair hedeflerini konuştuk.
1. İç mimar olmaya nasıl karar verdiniz?
Çocukluğumdan beri mekânlarla duygusal bir bağ kuruyorum. Bir odaya girdiğimde sadece
dekoru değil, enerjisini de hissederim. Tasarımın insan psikolojisi üzerindeki etkisini fark
ettiğim an iç mimarlığın benim için bir meslekten öte bir ifade biçimi olduğunu anladım.
2. Sizi en çok heyecanlandıran proje türü hangisi?
Ev projeleri. Çünkü birinin hayatına gerçekten dokunuyorsunuz. Sabah kahvesini nerede
içeceğini, akşam nasıl dinleneceğini tasarlamak çok özel bir his.
3. Bir projeye başlarken ilk yaptığınız şey nedir?
Bol bol sohbet etmek. İnsanları tanımadan tasarım yapmak bana eksik geliyor. Yaşam tarzını
anlamadan çizim yapmam.
4. Evini yenilemek isteyenlere ilk tavsiyeniz ne olur?
Trendleri değil, kendinizi dinleyin. Moda geçer ama siz o evde yaşamaya devam edersiniz.
5. İç mimarlık sizin için ne ifade ediyor?
Bir mekânı güzelleştirmekten çok, bir yaşam hissi yaratmak. İnsan eve girdiğinde “İşte burası
benim yerim” demeli.
6. Bir mekânı lüks gösteren en önemli unsur nedir?
Oran ve denge. Lüks, pahalı objeler değil; doğru ölçü, kaliteli malzeme ve iyi ışık tasarımıyla
oluşur.
MART 2026

