Page 88 - Bİ MAGAZIN OCAK 2026
P. 88
88
görüşüyor, toplumun her kesiminden insanlarla temas kuruyordum. Bu temaslar
sırasında yalnızca söylenenleri değil, ruh hâllerini, suskunlukları ve aradaki
boşlukları da okumaya çalışıyordum. Tüm bu gözlemler, bilinçaltımda birikerek
zamanla başka bir dile dönüştü. Adliye koridorlarında, ifade odalarında ve insan
hikâyelerinin tam ortasında biriken deneyimler, resimlerimde ve çizgilerimde
kendine yer buldu.
Öğrencilik döneminizden başlayarak 1972–1988 arasında karikatür çizmişsiniz.
Bu dönemde çalıştığınız gazeteler/basın organları hangileriydi, o yıllar size nasıl bir
disiplin kazandırdı?
1974–1975 yıllarında Kocaeli Gazetesi’nde günlük karikatürler çizdim; hafta
sonları ise yarım sayfa mizah köşesi hazırladım. Bu dönem, çizginin süreklilik
ve disiplin gerektiren doğasını deneyimlediğim ilk profesyonel süreç oldu.
Ardından portre ressamlığına yöneldim. Kuşadası, Bodrum, Erdek ve Side gibi
tatil beldelerinde çalışarak çok sayıda portre karikatür ürettim. Bu çalışmalar,
öğrencilik yıllarım boyunca ve Cumhuriyet Savcısı olarak göreve başlayıncaya
kadar kesintisiz şekilde devam etti.
1979–1982 yılları arasında yaklaşık üç buçuk yıl boyunca Çarşaf Mizah Dergisi’nde
çalıştım. Bu sürecin ardından, Bulvar Gazetesi’nin eki olarak yayımlanan Ponpon
Mizah Dergisi’nde bir yıl süreyle yer aldım. Ekim 1983’te hukuk fakültesinden
mezun oldum. Mezuniyetin ardından iki yıllık stajımı tamamladım, yedek subay
olarak askerlik hizmetimi yerine getirdim ve Ocak 1988’de Siirt ili Eruh ilçesinde
hâkim olarak kamu görevine başladım. Gazete ve dergi ortamlarında, alanının
usta sanatçılarıyla birlikte çalışmak benim için büyük bir şanstı. Bu kolektif üretim
süreçlerinde edindiğim deneyimler ve paylaşılan birikim, sanatsal yaklaşımımı
derinleştirdi. Doğrudan bir akademik eğitim almamış olsam da ustalık bilgisinin
kuşaktan kuşağa aktarıldığı bu ortamlar benim için bir okul niteliği taşıdı.
Eserlerinizde “insanlık halleri”, “toplum–doğa–insan ilişkisi” gibi temalar öne çıkıyor.
Bu temaları seçmenizin sebepleri neler? Özellikle “kadının toplumdaki yeri”ne dair
eserlerde vermek istediğiniz mesaj nedir?
Eserlerimde insanın bireysel ve toplumsal varoluşuna dair “insanlık halleri” ile
insan–toplum–doğa arasındaki çok katmanlı ilişki temel bir çıkış noktası oluşturur.
Sevinç, korku, kaygı, pişmanlık, kıskançlık, kırılganlık ve yalnızlık gibi duygular;
bireyin iç dünyasında yaşanan, ancak toplumsal yapıdan bağımsız olmayan
evrensel deneyimlerdir. Bu duygular, eserlerimde hem kişisel hem de kolektif bir
hafızanın izlerini taşır. Toplumsal meseleler içinde özellikle kadının toplumdaki
yeri, çalışmalarımın merkezinde yer alır. Kadın cinayetleri, cinsiyete dayalı şiddet,
çocuk yaşta evlilikler ve eğitime erişimdeki engeller. Yalnızca bireysel trajediler
değil, toplumsal yapının derin yaralarını ortaya koyan olgulardır. Bu temaları ele
alırken amacım, izleyiciyi yalnızca tanıklığa değil, aynı zamanda sorgulamaya
davet etmektir. Kadının görünmez kılınan emeğini, maruz kaldığı eşitsizlikleri ve
direncini görünür hale getirmek, eserlerimin temel mesajlarından biridir.
Eserlerinizi yaparken ilham kaynaklarınız neler? Özellikle okuduğunuz kitaplar,
gözlemleriniz, anılarınız mı? Yoksa duygu ve sezgileriniz mi öne çıkıyor?
Eserlerimi üretirken ilham kaynaklarım okuduklarım, anılarım, gözlemlerim ve
sezgilerimden beslenir; ancak özellikle gözlemlerim ve duygularım ön plandadır.
Gündelik yaşamda tanık olduğum insan halleri ve toplumsal ilişkiler iç dünyamda
OCAK 2026

